Free Web Hosting Provider - Web Hosting - E-commerce - High Speed Internet - Free Web Page
Search the Web

Free Web site hosting - Freeservers.com
Sitede Arama Yapın        
        
                                        ERZURUMCA                                                                   A - - F     G -- K     L - - Z

KELİMELER Gerçek yazımı ANLAMI KÖKENİ
      G
GéCiR - Kartal (yırtıcı kuş)
GAGA - Meyve  
GAGALA - 1-İri ve dışarı fırlamış göz. 2-Tandırda pişirilen top ve halka biçiminde ekmek.
GÂH - Kuru meyve.
GALDAVAR - Basit yapı.
GALAH kalak Tezek yığını.                                                                  TÜRKÇE
GANDIRIF - Ağaç halka(Çift sürmek için kayış yerine takılan halka)
GAP - Hayvanları bağlamaya yarayan boğazlık.
GABA ÇEKMEK - Hayvanları bağlamak
GARAMET garâmet Kader, hüzün, şanssızlık.                       (Borç,borçluluk)ARAPÇA
GARLANGUŞ - Mutfakların ve merek adı verilen samanlıkların üstüne kenarlarından başlayarak ortaya doğru küçülen kalın kalaslarla kubbe biçiminde meydana getirilen bir tavan tarzı.
GASYAN gaseyân Kusma.                                                                        ARAPÇA 
GAŞKA - 2Tekerli at arabası.        
GAV kav 1-Çanak, çömlek, tandır yapmakta kullanılan kırmızı renkte kil toprak. 2-Çakmak taşı ile bir çelik parçasının birbirine çarpmasıyla çıkan kıvılcımdan ateşlenen fitil. Bir cins ağaç mantarı.                                                         TÜRKÇE
GAVAR ETMEK - Tarlayı daha iyi sulamak için evleklerin yanından küçük su yolları açmak.
GAVUT( KAVUT) - Kavurga unu.
GAZiK - Çoban kazanı.
GEDEK - Dişi Manda.
GEDİK -
GELBERİ gelberi Tandırdan kül ,ateş çıkarmaya yarayan uzun saplı sacdan yapılmış aygıt. TÜRKÇE
GEM - Döven.
(KOR)GEVEN - Deve dikeni.
GERNEŞO - Kısa boylu kırmızı mayhoş üzüm salkımı gibi meyvesi olan bir ağaç türü. Sonbahar a doğru meyve verir.
GET - Ufak ot yığını. Yedi tanesi bir Purul u oluşturur.
GEVEÇ - Büyük ağızlı,seyrek dişli insan.
GEZENEK gezenek Sofa, dar uzun antre, koridor.                                        TÜRKÇE
GIDİK - Oğlak.
GIGI - Küçük baş hayvan pisliği.
GÎH - Eşek.
GIJİKLEMEK - Kaymak, kar yada buz üstünde kaymak.
GILDIRGICIP - Beş eşyayı gelişi güzel buruşturarak, karıştırarak toplamak
GILLAMAK - Yuvarlamak.
GILİK - Daire biçiminde ortası parmakla delinerek tandırda pişirilen yiyecek.
GIRCİK - ----
GIRGIT - Cimri
GOB(iNSAN) - İnatçı
GOBÇE - Düğme
GOGOÇ - 1.(Bardız dere köylerinde kullanılır) ele gelecek büyüklükte bir taş. 2. Herhangi bir olaydan ellerin eğilip büzülmesine " gogoç olmuş " denir. 
GOĞUM - Gonca, çiçeğin, gülün tomurcuğu.
GOMAÇ OLMAK - Birleşmek/Bir araya gelmek
GOR gu~r Mezar                                                                                FARSÇA
GORAN - Bütün kemik. Büyük baş hayvanlardan çıkarılan kemik.
GORBAGOR - Ceza görmeye, azap görmeye layık görülen, öldükten sonra kötülenen ölü.
GONT - Ahşap evlerde mertekleri tutan uzun sırıklar (genelde ardıç kullanılır)
GÖĞERMEK göğermek Besin maddelerinin bir çeşit küflenmesi.                            TÜRKÇE
GÖRESMEK - Özlemek
GUDİK - Enik (köpek yavrusu).
GULLEP - Kapı demiri.
GUMBUZ - Yumruk
GUZiK - Kambur.
GÜMAN güman Güçsüz kalmak./ Güç ,zor durum./Şüphe,sanı                FARSÇA
GÜZ güz Son Bahar.                                                                  TÜRKÇE
GÜZEM - Güzün kırkılan koyunların yünü.
      H
HAB                 Bir kaç kişi ile yapılan süt alış-veriş.
HAMAYIL hamail Boyuna asılan muskalı gümüş kap.                                ARAPÇA
HAROS - Ekilmemiş tarla
HARMUTLAMAK - Karıştırmak.
HASITA - ***********
HAŞIL - Buğdaydan yapılan sulu pilav ( süt yada yağ ile yenir ).
HAY - Acele                                                                 ARAPÇA OLABİLİR
HEDİK - Pişirilmiş buğday.
HEŞİM - Buğday veya arpanın olmamış hali.
HERG ETMEK herk Tarlayı sürmek.                                                    HALK ağzında
HETiL - Taş duvarın yarısına konulan ağaç(duvarı tutar)
HETiLCEK - Ocak demiri
HIBAR - Duvar dizmede büyük taşlar ara sıra konan küçük taş.
HINGEL - İnce yufkadan kare şeklinde kesilip suda pişirilen ve yağla yoğurtla yenilen yemek. ( Mantının boşu ). 
HIRIT - ....
HIRTLEK - Gırtlak
HIŞ - Köpeklerin boynuna takılan demir.
HIŞIR - Dolu
HiM - Temel
HODAK - Öküz arabasının başında duran küçük çocuk.
HOLLOÇELİK - Çelikçomak oyunu.
HORANTA - İşe yaramayan kişi.(Farsça'da 'aile')FARSÇA
HORUM -
HOZAN - Sürülmemiş tarla.
HÖGEÇ - Koç un ufağı (2 yaşında )
HÖGEÇ - Sabanın ardından bıraktığı iz.
HÖLLÜK - Bir nevi ince toprak.Sacın üzerinde kavrulduktan sonra çocuğa sarılır.
      I i
IRAK ırak Uzak TÜRKÇE
IRGAT ırgat Günlük çalışan işçi YUNANCA
İNTİLE - Mide bozukluğundan ağzı kokmak, geğirmek.
İRİN irin İltihap, cerehat, akıntı. TÜRKÇE
iSTiKAN - Bardak
iSTOL - Sandalye
iŞKAP - Tahta ekmek dolabı
iŞKİL - Şüphe, kuşku.
iŞMAR - Kaş gözle işaret.
İT DİRSEĞİ - Arpacık, gözde çıkan iltihaplı kabarcık.                                           TÜRKÇE
      J
JO ( JOĞ )                 Böğürtlenden ufak mor renkli ekşi bir meyve.(salkım halinde)
      K
KALİK - Eskimiş ayakkabı.
KALTAK kaltak Kuskunsuz eyer.                                                                            TÜRKÇE
KAKAÇ - Manda pastırması.
KANAYAXLİ kanayaklı Yaşlı,zor durumda olan kadın.                                                         TÜRKÇE
KANCIK kançık Dişi köpek.                                                                           TÜRKÇE (DLT)
KAŞAĞI kaşağı Hayvanları kaşıyıp tozlarını düşürmeye yarayan saçtan yapılmış alet   TÜRKÇE 
KAŞKA - Hayvanların alınlarındaki beyazlık.
KARGIN - Kar sularının birikmesiyle coşan dere suyu.
KARGIŞ kargış Beddua.                                                                                      TÜRKÇE
KARIKLAMAK - Tarlayı enine herk etmek.
KARTOL kartof Patates    ------------> RUSÇA
KASKET casquette Başlık. FRANSIZCA
KATMER - Yufkadan yapılan bir yiyecek.
KAYGANA - Yağda yumurta.
KAZAYAĞI - Kırlarda biten, çiğ olarak yenen bir bitki.
KEFTER - Sevimsiz ihtiyar.
KEHLE kehle Bit.         -------------> ARAPÇA
KELEB(P) - Yan                                                                                              
KELEP - İp çilesi.
KELB kelb Köpek   --------------> ARAPÇA
KEM - Ekin bağlamak için ottan örülmüş bağ.
KENGER - Kabuğu soyularak yenilen etli bir bitki.
KERME - Davar tezeği                                                                              TÜRKÇE
KERAN - Örtüde kullanılan yuvarlak kesitli ağaçlar.                                                  ....
KERTİ - Bayat.                                                                                
KESMiK(HIZMiK) - Elenmiş samanın arta kalanı.
KETE - İnce açılmış ve her katı tereyağı ile yağlanmış yufkaların ortasına yağda kavrulmuş un konularak biçimlendirilmiş çörek
KEVEK - Yumuşak taş, yontulabilen yumuşak taş.
KEVGİR kevgir Süzgeç.                                                                                      FARSÇA
KEYVANi - Aşçı.
KILEVLEMEK - Bilemek.
KIMİ - Adol üstünde biten ot kımidir. ( çiğ yenilir).
KIMİ - Kör arabada boyunduruğu arabanın koluna bağlıyan kayış.
KIŞLA kışla Küçük baş hayvanların kışın kaldıkları yer.                                   TÜRKÇE
KIRAĞ/K - Bir yerin, bir eşyanın kenarı, kıyısı.
KIRMIT - Taşlık toprak.
KIRCON(GIRCON) - Ot, saman ve hayvan yemi.
KIRİK - Kısa saçlı insan.
KIZIRİK - Fazla yanmış kavrulmuş ekmek.
KİRİŞ - Bağırsaktan yapılan ip.
KOLİK - Büyük ve küçük baş hayvanların boynuzsuz olanlarına kolik denir.
KOM gome Ahır                                                                          KÜRTÇE
KOR ARABA Kağnı, öküz ya da mandanın çektiği iki tekerlekli ilkel araba.                                                                        TÜRKÇE
KORUT - Keçinin yavrusu.
KOŞAT - Teke/Kiriş
KORİZAN karızan Çok-kocamış                                                                 TÜRKÇE
KOZ - Yeni doğan hayvanları koymak için ahırda ayrılan bölme. KÜRTÇE
KÖSÜRE - Bilev taşı
KÖZMEK - Ahırlardaki pisliği atmak için delik.
KUCİK - Köşe,köşecik.                                                                ZAZACA
KULUN - At,eşek yavrusu.
KUNKUL - Saçın at kuyruğu şeklinde bağlanan kısmına verilen isim.
KURA - ------
KURiK - Tay
KURUN - Çeşme yalağı.
KURUYEL kuruyel Romatizma.                                                                   HALK DİLİ
KUSKUN - Hayvanın kuyruğu altından  geçirilerek eyere bağlanan kayış.                                                                                      TÜRKÇE
KUŞKANA - Tencere
KUYMAK - Civil peynir, yağ ve biraz un karışımı ile yapılan, bazen içine yumurta.
KUZU KULAĞI - Kırlarda biten mor renkli ekşi bir bitki. ( çiğ yenir , mayıs-haziran arası biter).
KÜD     - 1- Doğuşdan yürüyemeyen çocuk, 2-3 yaşına geldiği halde yürüyemeyen çocuk. 2- Tandırda akan ateş üstünde pişen yamru yumru ekmek.
KÜLEK     - Kova
KÜLÜL  - Bezelye.
KÜNT - Ekmek, börek-çörek yaparken hazırlanan hamur topağı.
KÜRTÜK - Donmuş kar (buz)
KÜSKİ/Ü - Kaldıraç. Demir ya da ağaçtan yapılmış manivela.
                                                   A -- K     G -- K      L -- Z

     yukarı                   



                                                              AnaSayfa

 Bağlantılar :