Free Web Hosting Provider - Web Hosting - E-commerce - High Speed Internet - Free Web Page
Search the Web

Sitede Arama Yapın        
        
                                          ERZURUMCA                                                                A -- F      G -- K     L -- Z

KELİMELER Gerçek Hali   ANLAMI                                                               KÖKENİ
     L
LANETTAYİN laâlettayin Gelişigüzel.                                                                       ARAPÇA
LAS -- Tırpanın bir seferde(Kolda)biçtiği ot.
LATUŞKA -- Pencere                                                                            
LEBBİK -- Yuvarlak sal taş.
LEÇEK -- Baş örtü.
LENGER -- Bakırdan yapılmış büyük pilav tabağı.
LEŞKER Leşker Asker..       .              .              .                                     FARSÇA
LIĞ Lığ Bataklık, ince çamurluk,Alüvyon.                                     TÜRKÇE
LINK(G) -- Atın silkelenerek yürümesi. Bu tarz yürüyüş biniciyi rahatsız eder.
LOM -- Manivela
LOR lor Bir tür taze, yumuşak ve tuzsuz beyaz peynir.                     FARSÇA
LÖBYE lobya Fasulye                                                                             LAZCA
      M
MABLAK Mablak  1. [Türü: isim] Hamur, merhem, boya gibi şeyleri ezip karıştırarak yoğurmak için kullanılan ve bir ucu ele alınacak biçimde saplı, öbür ucu yassı olan âlet 2. Aşure kazanlarını karıştırmakta kullanılan, uzun saplı ve yayvan uçlu tahta kepçe.                                                                                 ARAPÇA                    
MAGAZ --- [....                   ....
MALAMA malama [Türü:isim] İçinden tahıl ayrılmamış olan saman.                   YUNANCA
MALIK -- Arabanın kolunda bulunan, boyunduruk kayışının kaymasını sağlayan ağaç çivi.
MAHRAMA mahrem Kadınların sokağa çıkarken manto üstüne örtündükleri islemeli geniş örtü
Arapça'daki mahrem kelimesinden türetildiği tahmin ediliyor.                                                                        
MAKAD makad Sedir (ağaçtan yapılır.)                                                ARAPÇA                        
MANAT Rus parası.                                                 (....)                        
MARAN -- Araba tekerleğinin ağaç kısmı .        
MARANCI -- Araba tekerleğini yapan usta. 
MASLAHAT maslahat İş,husus,madde 2. Önemli iş.                                          ARAPÇA               
MAŞATLIK -- Hıristiyan  mezarlığı.                          Meşhed(Arapça) + lık (Türkçe).         
MAŞRAPA -- Bardak                                                                                TÜRKÇE
MAFİŞ mafuşi Kare şeklindeki yufkanın yağda pişirilmesiyle oluşan hamur işi bir yemek. LAZCA
MAYİS mayis inek veya koyun gübresi.                                                      TÜRKÇE
MAZANNi(i.) mazanna 1,Şüphe duyulan  2, Ermiş sanılan                                         ARAPÇA
MAZI mazi Dingil                                                                                   LAZCA
MEGEL -- Çapa.
MENGİL -- Hayvanları bağlamaya yarayan boğazlık.
MEREK -- Samanlık.                                                                            TÜRKÇE
MERTEK mertek Yapıda kullanılan dört köse veya yuvarlak, kalınca sırık .      ERMENİCE
MICIK -- Küçük sinek.
MIH mıh Çivi                                                                                       FARSÇA
MiNTAN mintan [Türü: isim] Yakasız, uzun kollu erkek gömleği.                       FARSÇA
MiTiL -- 1.[Türü: isim] içine yün, pamuk vb. doldurulan beyaz yastık veya  YUNANCA
  yorgan kılıfı  2. iki yüzü beyaz kapsız yorgan 
MORBET -- Ayak işlerini yapan küçük çocuk,eli iş tutan yetişkin evlat vb.
MOZİK -- Dananın bir büyüğü.                                                                KÜRTÇE
MUDARA -- Fena işe yaramaz berbat.
MUNBAR -- Koyun bağırsağına doldurularak yapılan dolma ve bağırsağın adı.
MÜRGÜLEMEK-- Şekerleme yapmak (uyuklamak.)
MÜŞÜRLÜK     -- Ahırdan hayvanların yem yedikleri yer.
      N
NAHIR -- Büyük baş hayvan sürüsü.
NANAHER -- Yetişkin genç kız.
NAT -- Kerindir sırığı, tırpan sapı.
NAVARİK -- İlk kez doğmuş manda.
NECES -- Canlı pisliği                                                                           ARAPÇA
NECiS -- Pis                                                                                        ARAPÇA
NEFT (i.) neft Gaz yağı                                                                               FARSÇA
NIHIZ -- Cimri
NÖKER nöker Hızmeker,hizmetçi
NUXSA/NOXSA Muska Bazı hastalıkları ve nazar değmeyinönleyeceğine inanılan, çok defa üçgen biçiminde bir beze veya muşambaya sarılıp boyuna asılan üzerine dua yazılı kağıt.
O Ö
OTARMAK                  Otlatmak, dışarıda arazide hayvanları otlatmak
ÖRTME örtme          Üstü kapalı önü açık olan yer.                                                TÜRKÇE
      P
PAĞAÇ           -- Yuvarlak gevrek ekmek.
PAHIL           -- Kıskanç
PALIT           -- Pelit, meşe odunu.                                                               ARAPÇA
PAPAX           papak Kalpak.                                                                              FARSÇA
PEŞKIN           -- Sofra                                                                              FARSÇA OLABİLİR
PİN           -- Folluk.                                                            
PİNGEL       -- Küçük kümes                                                        
PİSİK (G)     pisik Kedi.                                                                              Halk Ağzında
PERÇEM perçem Kahkül.   FARSÇA
PEY(G) -- Eski yıkıntı/Harabe   FARSÇA
PiŞTEK -- Kereste yapılan ağacın sırtı.(Biçilmeyen kısmı)
PUNGAR -- Çeşme 
PU(Ü)R -- Çam ağacının iğne yapraklı bir dalına denir.
PURUL -- Bir arabalık ot yığını.
POS -- Tandırda ateş yenileme.
POŞA -- Çingene. 
POŞTA -- Postane /Rusça da " ПОЧТОВАЯ КОНТОРА" diye geçiyor.      RUSÇA
PÖÇÇÜK Kuyruk,en son.
PÖHRENG pöhrenk SU BORUSU(GENELDE AĞAÇTAN)
PUTİ -- Beslemeye verilen hayvan.
PÜRÇÜLÜK pürçüklü Havuç                                                                            TÜRKÇE
     R
RAPATA                Tandıra ekmek vurmak için kullanılan kürek.
REŞBER                Rençber, çiftçi.                                                                    TÜRKÇE
   
SABAN saban Tarlayı ekilir duruma getirmek için hayvanlar tarafından çekilen demir uçlu tarım aracı.                                                                              TÜRKÇE
SAKAVİ -- Atlarda görülen bir tür hastalık. ( atların göğsü tıkanır eğer balgam gelmezse ölüm ile sonuçlanır.
SAKO -- Palto.                                                                              İTALYANCA
SAKOYLİ -- Ağaç dan yapılan süpürge.
SAHAN -- Bakır tabak.
SALAXANA -- Başıboş, mezbaha köpeği gibi avare dolaşan serseri.
SAMİ -- Boyunduruktan sarkan ve öküzlerin boynuna takılan bir çift kavisli ağaç ya da demir çubuk.
SAMBAĞI -- Boyundurukta öküzlerin boynuna takılan samı demirlerini birbirine yan ip, sırım.
SAROL -- Yabani erik.
SEDİR sadr Divan.                                                                                    ARAPÇA
SEKİ seki İnsanların oturmasına, yatıp kalkmasına yarayan birkaç basamak yükseklikte duvar yerine parmaklıklarla ayrılmış yer.                    TÜRKÇE
SEKÜL seki Atın ayağındaki beyazlık(tüy).                                           TÜRKÇE
SILİK -- Zayıf, çelimsiz, gelişmemiş çocuk.
SIKIM -- (.....).
SIMIŞKA -- Ay çiçeği.
SIRLITAŞ -- Çini.                                                                                 TÜRKÇE
SIPA sıpa Eşeğin yavrusu.                                                                 TÜRKÇE
SİNİ -- Üstünde yemek yenilen daire biçiminde bakır ya da alüminyum, pirinçten yapılmış büyük tepsi.
SİTAR -- Korumak.
SİTİL sitil Bakraç.                                                                            HALK AĞZINDA
SOĞULMAK -- İnek, gedek, koyun, keçi gibi hayvanların sütten kesilmesi.
SOĞUMSUZ -- Sabırsız.
SOMYA somnia Tahta veya metalden yapılmış yaylı yatak altlığı..   LATİNCE (Gerçek Anlamı:Uyuşukluk)
SOYH(X)A -- : İşe yaramaz, faydalı olsada hoşa gitmeyen şey.
SÖSÜRET -- ... ...
SÖVE söve Kapı kasasının ön kısmı.                                    TÜRKÇE
SU KOŞMAK -- Sulamak                                                                             TÜRKÇE
SU GILİĞİ -- Suda pişirile yağla yenen mayalı hamur.
SUHARÇ -- Yağda kavrulmuş soğan.
SURX(H)A -- Angarya.
SUVAK -- Sıva.
SÜCÜK -- Şirat
ŞAĞILDAK -- Hayvanların kuyrukları altında kurumuş kalmış pislik.
ŞALAK -- Karpuzun küçüğü.
ŞAŞKA -- Bardak
ŞİŞEK şişek/tişek 1-2 yaş arasında olan doğurmamış (doğuma aday) koyun.  TÜRKÇE (DLT)
ŞOXAR ETMEK -- Baltanın ağzını yenilemek, düzeltmek.
ŞOR -- Çok tuzlu.
ŞORAK şur+ik Sulu alan (Şur = Farsça + ik = Türkçe)
ŞURT -- Tandırın kenarı.
      T
TAMAS -- Kara eriğin kurutulmuşu.
TAPAN -- .Sürüp tohumu sonra tarlayı düzeltmekte kullanılan tahta.
TAPIL -- Bir dirgenlik ot yığını.
TAPTAX -- Çok gidip gelinen yol.
TAR -- Tavukların tünemesine yarayan uzun ağaç.
TATARXAMİ -- İnsanların ya da hayvanların karın boşluğunun sağ tarafında başlayan şiddetli sancı.
TAVATIR -- Epey, bayağı, çok. (zarf olarak kullanılır).
TAVLI -- Besili, şişman, semiz.                                                                    FARSÇA
TAT -- Çorabın tabanı.
TAY -- Meyve yükü.
TEC -- Arpa ya da buğdayın harmandan, samandan ayrıldıktan sonra kalan yığını.
TELESMEK -- Hızlı hızlı solumak, yorulup soluk almak.
TELİS telis Bitkisel tellerden yapılmış, kaba örgülü büyük çuval                       ARAPÇA
TEN -- Rutubet, nem.
TENTENE Dantelle Dantel.                                                                                   FRANSIZCA    
TEREK tereke Raf,Sergen                                                                                  ARAPÇA
TERES teres Aşağılık, kötü huylu , müptezel.                                                   TÜRKÇE
TERKİ -- Atın arka tarafı.
TERMAŞ telmas Uğursuz,Meret                                                                            ZAZACA
TEPİR -- Geniş ağaçtan yapılmış leğen.
TEXEZE -- Çürük, eyreti.
TEŞİ -- Yünden iplik yapmak için eğirme ayğıtı.
TEŞT -- Leğen.
TEZEK tezek Kurumuş hayvan pisliği (yakacak olarak kullanılır)                          TÜRKÇE
TEZ -- 1. [Türü: Sıfat] Çabuk olan, süratli--2. [Türü: Zarf] Çabuk olarak   FARSÇA
TIĞ -- Savrulmamış ekin yığını.
TIRHIÇ -- Alaca
TIRIK-TIRIX -- İsal , sulu dışkı.
TISXA -- Soğanın küçüğü.(fidesi)
TISTAN -- Karafatma.
TiKE tike Bir parça et.                                                                                 TÜRKÇE
TiKKOZ - Süslü püslü, sükseli adam.
TOXLİ toklu 1 yaşındaki koç.                                                                            ...
TOMARİ tomar Tutam,demet.                                                                                FARSÇA
TOZAK Az miktarda toz gibi yağan kar.
TÖHMET(i.) töhmet Suçlama,kabahatli.                                                                        ARAPÇA
TUXS -- Kuluçka. 
TUMAN -- Kilot, don..                                                                                  TÜRKÇE
TUXT -- 50 dirhemlik bir ağırlık ölçüsü.
TUMP -- Yamaç kenar
      U
UBANMAK -- Çabalamak, uğraşmak.
UÇKUR -- İpten bel bağı.
UMAÇ -- Su ile un dan yapılan çorba.
UNGARMAK -- Onaylamak, yoluna koymak, tasvip etmek.
URUP urup Kilenin dörtte biri. Arşının sekizde biri uzunluğundaki ölçü .            ARAPÇA
UVRA -- Kavrulmuş un.
UYLAMAK uylamak Ezberlemek,bir şeyi çok istemek,ısrar etmek.                    TÜRKÇE
      V
VANK vank Manastır. ERMENİCE
VAŞAK vişek Kedigillerden, kulakları sivri, dişleri ve tırnakları keskin, kürkünden yararlanılan çok yırtıcı hayvan (Lynx lynx). FARSÇA
VEĞEM -- Açlıktan sararıp solan.
VIZİK vızık/e Kara sinek. ZAZACA
VOŞKA -- Fıçı. RUSÇA
      Y
YABA -- Harman savurmada kullanılan çatal kürek.
YAL -- Büyükbaş hayvanlara ya da köpeklere verilen üzeri un ve kepenkten yapılmış tuzlu bulamaç.
YALANGUZ -- Yalnız,yalınız..
YANI KARA yanı kara Şarbon(fr.).                                                                                 TÜRKÇE
YANSILAMAK yansılamak Taklit etmek.                                                                               TÜRKÇE
YARPUZ -- Yabani nane.
YAŞMAK -- Bir tur kenarı süslü bas örtüsü
YAZMA -- Baş örtüsü.
YEĞiN Yeğin Çabuk                                                                                          TÜRKÇE
YEN -- Elbisenin kol ağzı.
YENİŞ -- İniş.
YILKI yılkı At-eşek gibi tek tırnaklı hayvan sürüsü2.Başıboş bırakılan at veya eşekTÜRKÇE
YOLLUK yolluk Kilim.                                                                                     TÜRKÇE
YORGA -- Atın Eşkin den daha kuvvetli ve daha büyük adımlarla yürümesi.
YUMAK yumak Yıkamak.                                                                              TÜRKÇE(DLT)
YÜNGÜL -- Hafif , ağırlığı az olan.
      Z
ZEH -- Kenar(işleme)
ZIRZA -- Kapı kilidi(telden)
ZIĞİ -- Söğüt ağacından yapılmış üzeri mayisla sıvanmış arı sepeti, kovan.
ZIĞVA -- Geniş ağlı, dar paçalı erkek pantolonu.
ZİBİL -- Çöp, süprüntü.
ZOĞ -- Çarık yapılmak üzere parsellenmiş sığır derisi.
ZU -- Direk(Dosdoğru)/Düz
ZIG/ZIGA ZIG -- Dolu/ Dop dolu
ZIBIN -- Bebeklere giydirilen kısa ve kollu iç çamaşırı.                                   TÜRKÇE
ZOT ( ZOD ) -- Baltanın ağzına yapılan ek.
472   TANE SÖZCÜK YAZILI 
                                       A -- F        G -- K      L--Z 

                   

    yukarı              



                                                              AnaSayfa

 Bağlantılar :